Necmettin Erbakan
Necmettin Erbakan (29 Ekim 1926, Sinop - 27 Şubat 2011, Ankara), Türk makine yüksek mühendisi, akademisyen, siyasetçi ve Millî Görüş ideolojisinin kurucusudur. Başbakan yardımcılığı ve başbakanlık görevlerinde bulunmuştur.
1974 yılında Bülent Ecevit liderliğindeki Cumhuriyet Halk Partisi ile kurulan koalisyon hükûmetinde başbakan yardımcısı ve devlet bakanı olmuştur.
1974 Genel Affı ve Kıbrıs Harekâtı'na destek vermiştir.
1996'da başbakan olmuş, başbakanlık görevini 28 Haziran 1996 ile 30 Haziran 1997 tarihleri arasında sürdürmüştür. 28 Şubat sürecinde istifa etmeye zorlanmış, partisi kapatılmış ve kendisine 5 yıl süreliğine siyaset yasağı getirilmiştir. Kayıp Trilyon Davası'nda 2 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırılmıştır.
Ailesi ve eğitimi
Sinop'ta kadı vekili olarak görev yapan Mehmet Sabri Bey ile Kamer Hanım'ın dört çocuğunun en büyüğü olarak dünyaya geldi. Anne tarafı Çerkes, baba tarafı ise 19. yüzyılın sonlarında Adana'nın Kozan, Saimbeyli ve Tufanbeyli bölgelerinde hüküm sürmüş Kozanoğlu Beyliği'ne dayanır.
İlköğrenimine Kayseri'de başlamasına karşın babasının tayin olması dolayısıyla Trabzon'da tamamladı.
1937'de orta tahsile başladığı İstanbul Erkek Lisesi'nden 1943'te birincilikle mezun oldu. Üniversiteye sınavsız giriş hak kazanmış olmasına rağmen sınava girmeyi tercih etti. Erbakan'ın öğrenime başladığı yıl olan 1943'te, öğretim süresi altı yıl olan Yüksek Mühendis Mektebi üniversiteye dönüştürülerek adı İstanbul Teknik Üniversitesi olarak değiştirildi ve öğretim süresi beş yıla indirildi. Bu nedenle Erbakan kendisinden önce okula başlayan öğrencilerle birlikte tahsiline 2. sınıftan başladı.
Teknik üniversitede aynı dönemdeki öğrenciler arasında inşaat fakültesinden Süleyman Demirel ve elektrik fakültesinden Turgut Özal da vardı. İstanbul Teknik Üniversitesi Makine Fakültesinden 1948 yılında mezun oldu.
1948'den 1951 yılına kadar motor kürsüsünde asistan olarak görev yaptı. Bu süreçte öğretim üyesi olarak Prof. Dr. Selim Palavan'la beraber motor dersi verdi.
Üniversite tarafından 1951'de gönderildiği Almanya'da RWTH Aachen'de (Aachen Teknik Üniversitesi) doktorasını yaptı. Deutz AG motor fabrikasına davet edildi. Alman ordusu için araştırma yapan DVL Araştırma Merkezi'nde Prof. Dr. Schmidt ile çalışmalar yaptı. Leopard tankının motor tasarımında görev yaptı.
1953'te doçentlik sınavını vermek üzere Türkiye'ye döndü.
1954'te, 27 yaşındayken, İTÜ'de doçent oldu. Araştırmalar yapmak üzere altı aylığına tekrar Almanya'ya Deutz fabrikasına gitti.
Mayıs 1954-Ekim 1955 arasında askerlik hizmetini yerine getirdi. Tekrar üniversiteye döndü.
1956-1963 arasında ilk yerli motoru üretecek olan 200 ortaklı Gümüş Motor'u kurdu ve motor üretimini gerçekleştirdi.
1965'te profesör unvanını aldı.
1967'de Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği'nin genel sekreterliğine seçildi.
Aynı yıl, TOBB'da sekreteri olarak görev yapan Nermin Erbakan'la evlendi. Bu evliliğinden üç çocuğu (Zeynep, d. 1968; Elif, d. 1974 ve Fatih, d. 1978) oldu.
Bu dönemde büyük sanayici ve tüccarlara karşı Anadolu'nun tüccar ve küçük sanayicilerini savunmasıyla dikkati çekti. 25 Mayıs 1969'da TOBB genel başkanlığına seçildi. Ama Adalet Partisi hükûmetinin seçimleri iptal etmesiyle 8 Ağustos 1969'da başkanlıktan ayrılmak zorunda kaldı.
Siyasî hayatı
12 Eylül öncesi
1969 genel seçimleri'nde Adalet Partisi'nden milletvekili aday adaylığı Süleyman Demirel tarafından veto edildiği için Konya'dan bağımsız aday oldu ve iki milletvekili seçtirecek oy alarak milletvekili seçildi.
17 Ocak 1970'te 17 arkadaşıyla Millî Nizam Partisi'ni kurdu.
Ancak parti 12 Mart 1971 Askeri Müdahalesi'nden kısa süre sonra, "laikliğe aykırı çalışmalar yürüttüğü" iddiasıyla açılan dava sonunda 20 Mayıs 1971'de Anayasa Mahkemesi tarafından kapatıldı, yöneticileri hakkında ise ceza davası açılmadı.
Erbakan, MNP'nin kapatılmasından sonra İsviçre'ye gitti ve bir süre orada kaldı. 1973 genel seçimlerinden önce Türkiye'ye döndü. Türkiye'ye dönüşüyle ilgili olarak Süleyman Demirel'in liderliğindeki Adalet Partisi'nin oylarını bölmek amacıyla Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Muhsin Batur ile Orgeneral Turgut Sunalp tarafından ikna edildiği iddia edildi.
11 Ekim 1972'de MNP kadrolarıyla Millî Selamet Partisi'ni kurdu. 14 Ekim 1973 seçimlerinde Millî Selamet Partisi yüzde 12 oy oranıyla 48 milletvekilliği kazandı. Seçimlerden hemen sonra 1974'te Bülent Ecevit'in liderliğindeki Cumhuriyet Halk Partisi ile MSP arasında kurulan koalisyon hükûmetinde devlet bakanı ve başbakan yardımcısı oldu.
Erbakan'ın, koalisyonun kurulmasından hemen sonra İstanbul'un Karaköy'deki Güzel İstanbul Heykeli'ni "ahlaksızlık" olduğu iddiasıyla kaldırtıp çöpe attırması ve yayımlattığı genelge ile bira satışlarını yasaklaması büyük tepki çekti. Çıkarılması planlanan genel affın solcuları da kapsamasına karşı çıktı.
Genel af çıktı ileride Erbakan'ın yanında siyaset yapacak olan Kadir Mısıroğlu gibi isimler de aftan yararlandı. Her geçen gün koalisyonun iki ortağının dünyaya çok farklı baktıkları ortaya çıktı. Kıbrıs'tan gelen darbe haberi bir anda gündemi değiştirdi ve her şeyi unutturdu. Bu dönemde Kıbrıs Harekâtı'nın yapılmasını savundu.
Harekâttan sonra adanın tamamının ele geçirilmesi konusunda Ecevit ile görüş ayrılığına düştü. Ecevit'e göre Erbakan ve MSP, "harekâta bir cihat havası, fetih havası vermeye kalkıyordu ve bu tutum; dünyada ciddi kuşkular uyandırabilecek, Türkiye'nin elini kolunu bağlayabilecek sorunlar yaratabilirdi." 17 Eylül 1974'te hükûmet dağıldı.
Mart 1975'te Adalet Partisi, Millî Selamet Partisi, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) ve Cumhuriyetçi Güven Partisi (CGP) arasında kurulan I. Milliyetçi Cephe Hükümeti'nde devlet bakanı ve başbakan yardımcısı oldu.
1977 genel seçimlerinde MSP'nin milletvekili sayısı yarı yarıya düşerek 24'e geriledi. Temmuz 1977'de AP, MSP ve MHP koalisyonuyla kurulan II. Milliyetçi Cephe Hükümeti'nde yine devlet bakanı ve başbakan yardımcısı oldu.
Adalet Partisi'nin Kasım 1979'da kurduğu azınlık hükûmetini dışarıdan destekledi. 6 Eylül 1980'de partisinin Konya'da düzenlediği Kudüs Mitingi'nde İstiklal Marşı protesto edildi, şeriat sloganları atıldı. Erbakan'ın ve diğer MSP'lilerin kol kola girdiği kortej, Arapça pankartlarla yürüyüş yaptı. Bu mitingin 12 Eylül Darbesi'nin sebeplerinden birisi olduğu söylenmiştir.
12 Eylül sonrası
12 Eylül'de bir süre İzmir Uzunada'da gözaltında tutuldu. 15 Ekim 1980'de 21 MSP yöneticisiyle birlikte "MSP'yi illegal bir cemiyete dönüştürmek ve laikliğe aykırı davranmak" suçlamasıyla tutuklandı. 24 Temmuz 1981'de serbest bırakıldı. 1983'te hakkında verilen hüküm Askerî Yargıtay'ca bozulduktan sonra 14 Şubat 1985'te beraat etti. Toplamda 395 gün cezaevinde kaldı.
1982 Anayasası gereğince 10 yıl siyaset yapma yasağı aldı. 6 Eylül 1987 halk oylaması sonrası siyasete döndü.
Refah Partisi dönemi ve başbakanlığı
11 Ekim 1987'de Refah Partisi genel başkanı seçildi. Refah Partisi'nin Milliyetçi Çalışma Partisi (MÇP) ve Islahatçı Demokrasi Partisi ile (IDP) ittifak kurduğu 1991 seçimlerinde Konya'dan milletvekili seçildi. 27 Mart 1994'te yapılan yerel seçimlerde partisi %19 oranında oy alarak büyük bir başarı kazandı. İki önemli büyükşehir olan İstanbul ve Ankara'yı genç adayları Recep Tayyip Erdoğan ve Melih Gökçek ile kazandı.
1994 yılında "Refah Partisinin Libya ve Suudi Arabistan'dan yardım aldığı" iddiaları ortaya atıldı. Ardından da "partinin Bosna Müslümanlarına yardım için topladığı milyarlarca liranın parti kasasına aktarıldığı" gündeme geldi. Konuyu gündeme getiren Başbakan Tansu Çiller oldu.
Erbakan ise iddialara, 25 Şubat 1994'te Bingöl'de yaptığı konuşma nedeniyle Diyarbakır 1 No.'lu DGM tarafından "halkı din, ırk farklılığı gözeterek kin ve düşmanlığa açıkça tahrik etmek’" suçundan 1 yıl hapis cezasına çarptırılan ve 14 Ocak 2001'de cezaevine girmesi beklenen Erbakan, 22 Aralık 2000'de çıkarılan Rahşan Affı ile kurtuldu. Affın çıktığı gün umreye gitti.
Kayıp Trilyon Davası
Bakınız : Kayıp Trilyon Davası
Erbakan, Kayıp Trilyon Davası olarak bilinen -Refah Partisi'ne 1998 yılı için yapılan yaklaşık 1 trilyon TL'lik hazine yardımının harcanmış gibi gösterilerek devlete iade edilmemesi- davada, Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 6 Mart 2002'de "özel evrakta sahtecilik" suçundan 2 yıl 4 ay hapis cezasına mahkûm edildi.
2002 genel seçimlerinde Konya'dan bağımsız milletvekilliği adaylığı başvurusu Yüksek Seçim Kurulu tarafından reddedildi. 5 yıllık siyasi yasağı Şubat 2003'te sona eren Erbakan, 11 Mayıs 2003'te Saadet Partisi'nin genel başkanlığına seçildi.
3 Aralık 2003'te hakkındaki mahkûmiyet kararı Yargıtay tarafından onandı. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, Kayıp Trilyon Davası'nda mahkûm olan ve mahkûmiyet kararları kesinleşen Erbakan dâhil 6 kişinin parti üyeliğinden çıkarılması ve parti organlarındaki görevlerine son verilmesini isteyince Erbakan, 30 Ocak 2004'te Saadet Partisi genel başkanlığından ve parti üyeliğinden ayrıldı.
Aldığı sağlık raporu doğrultusunda infazı ertelen Erbakan'ın "Kayıp Trilyon Davası" nedeniyle aldığı hapis cezası Türk Ceza Kanunu’nda (TCK) yapılan değişiklik uyarınca Nisan 2008'de ev hapsine çevrildi. Erbakan ev hapsini çekerken Adli Tıp Kurumu'nun sürekli hastalık raporu doğrultusunda Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından 19 Ağustos 2008’de affedildi.
17 Ekim 2010'da tekrar Saadet Partisi'nin genel başkanlığına seçildi. Bu sırada ise sağlık durumu giderek kötüleşiyordu.
Eski Adalet Bakanı Şevket Kazan, Kayıp Trilyon Davası'nın 28 Şubat Süreci'nin ürünü olan bir kumpas davası olduğunu iddia etmiştir.
Bingöl konuşması
Necmettin Erbakan için, 24 Şubat 1994'te Bingöl'de yaptığı konuşmada sarf ettiği
"Allah'ın izniyle çile devri bitti. Zulüm bitti, Türkiye'de Rusya'dan büyük devrim oldu. Nasıl Rusya'da komünizm çöktüyse, Türkiye'de de Batı taklitçiliği, gavur uşaklığı çöktü.
Artık bu ülkede 12 parti yok. 2 tane parti var. Hak ve batıl. RP'nin dışındaki hepsi batıldır. Hepsi tek parti sayılır. Bunlar gavur uşağı. Bu ülkenin evlatlarına ne dediler? Dinini bir tarafa bırakacaksınız, arkamıza düşeceksiniz, ne din ne de dünya bıraktılar.
Bu ülkenin evlatları asırlar boyu mektebe başlarken, besmeleyle başlar. Siz geldiniz, bu besmeleyi kaldırdınız. Ne koydunuz yerine, 'Türküm, doğruyum, çalışkanım.' Sen bunu söyleyince, öbür taraftan da Kürt kökenli bir Müslüman evladı, 'Ya öyle mi, bende Kürdüm, daha doğruyum, daha çalışkanım' deme hakkını kazandı. O Meclis yarın inananların eline geçecek. Bütün bu haklar kan dökülmeden verilecek."
sözleri nedeniyle, 1998 yılında "halkı din, ırk ve bölge farklılığı gözeterek kin ve düşmanlığa tahrik ettiği" iddiasıyla Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesinde dava açıldı. 10 Mart 2000'de Diyarbakır 1 No.'lu Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM), Erbakan'ı "halkı kin ve düşmanlığa tahrik ettiği" gerekçesiyle 1 yıl hapis cezasına mahkûm etti.
Aynı yıl içinde Yargıtay 8. Ceza Dairesi, Diyarbakır 1 No.'lu DGM'nin Erbakan'ın 1 yıl hapis cezasına çarptırılmasına ilişkin kararını onadı. Yargıtayın yerel mahkemenin kararını onamasıyla birlikte 312. maddeden dolayı hapis cezası alan Erbakan, ömür boyu siyasi yasaklı hale geldi. 2000 yılının sonlarında yasalaşan Şartla Salıverilme Yasası uyarınca Erbakan hakkındaki hapis cezası ertelendi.
Necmettin Erbakan'ın avukatları, 4454 sayılı Basın ve Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesine Dair Yasa uyarınca Diyarbakır 1 No.'lu DGM'ye iadeyi muhakeme talebinde bulundu. Yerel mahkeme, bu yasa uyarınca, Erbakan'ın geçmiş hükümlülüğünün "vaki olmamış sayılmasına" dair talebi reddetti. Bu karar temyiz edilince dosya Yargıtay'da görüşüldü, 8. Ceza Dairesi 2004'te yerel mahkemenin kararını bozdu.
DGM'lerin kaldırılması (2004) sonrasında davaya bakan Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesi, Erbakan hakkındaki "mahkûmiyet hükmünün vaki olmamış sayılmasına, mahkûmiyet hükmünün tüm sonuçları ile birlikte ortadan kaldırılmasına" ve "beraat isteminin reddine" karar verdi. Karar Erbakan'ın avukatları tarafından "müvekkilinin beraat etmesi gerektiği" ileri sürülerek temyiz edilince dosya Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nce ele alındı. 2006 yılında Yargıtay 8. Ceza Dairesi, oy birliğiyle yerel mahkeme kararını onadı.
Erbakan'ın 2000 yılında yaptığı başvuruyu değerlendiren Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), 2006'da açıkladığı kararda Türkiye'nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin ifade özgürlüğüyle ilgili 10. maddesi ve adil yargılanma hakkıyla ilgili 6. maddesinin 1. fıkrasını ihlal ettiğine hükmetti. Mahkeme, tanınan süre içinde Erbakan'ın maddi tazminat talebinde bulunmadığı gerekçesiyle para cezasına gerek görmedi.
Ölümü
19 Ocak 2011'de ayağında nükseden vaskülit rahatsızlığı sebebiyle hastanede yoğun bakım altına alınarak, bir süre tedavi görerek taburcu edilmesinin ardından kısa süre sonra solunum ve kalp yetmezliği rahatsızlığı sebebiyle kaldırıldığı Ankara'daki Güven Hastanesinde yoğun bakım altında uygulanan tüm tedavilere rağmen solunum yetmezliğine bağlı kalp ve çoklu organ yetmezliği sebebiyle 27 Şubat 2011 sabahı saat 08.50'de doktorlarının muayenesi esnasında koroner arter rahatsızlığı sonucu şuurunu yitirerek komaya girdi, saatler aynı sabahın 11.40'ını gösterirken doktorların tüm müdahaleleri ile yaşamsal işlevlerinin desteklenmesine rağmen 85 yaşında öldü.
Necmettin Erbakan'ın Merkezefendi Mezarlığı'nda bulunan kabri
Vasiyetine uygun olarak resmî devlet töreni tertip edilmedi ve 1 Mart 2011 Salı günü önce Ankara'da Hacı Bayram Camisi'nde sabah namazını müteakip cenaze namazı kılındıktan sonra cenazesi İstanbul'a getirilerek öğlen namazını müteakip Fatih Camisi'nde kılınan cenaze namazı sonrasında İstanbul Merkezefendi Mezarlığı'ndaki aile kabristanlığında kendisinden önce ölen eşi Nermin Erbakan'nın yanına gömüldü.
Mezarına, sevenleri tarafından Türkiye'nin çeşitli bölgelerinden getirilen topraklarla birlikte Kudüs, KKTC ve Boşnak lider Aliya İzzetbegoviç'in mezarından getirilen topraklar serpilmiştir.
Cenaze merasimine cumhurbaşkanı, meclis başkanı, başbakan, parti başkanları, bakanlar, milletvekilleri, Türk Silahlı Kuvvetleri mensupları, büyükelçiler, belediye başkanları ve partililerin yanı sıra 60 ülkeden cemaat ve hareket liderleri ile temsilcileri katılmış, cenaze namazı iki milyonu aşkın kişi tarafından kılınarak naaşı aile kabristanın da bulunduğu Merkezefendi Mezarlığı'na defnedilmiştir.
Recep Tayyip Erdoğan ve AKP hakkındaki görüşleri
Necmettin Erbakan'ın, Recep Tayyip Erdoğan ve AKP hakkında görüşleri tartışma konusu olmuştur. Erbakan'ın görüşleri özellikle seçim dönemleri daha AK Parti'yi eleştiren çizgideyken, ölmeden önce 2011 yılında seçimlere hazırlanırken katıldığı TRT programında Erdoğan hakkındaki son konuşmasında Erdoğan'ı övmüştür.
Erdoğan hakkındaki son konuşmasında Necmettin Erbakan; "Tayyip Bey gençlik kolu başkanımızdı... Yıllarca beraber çalıştığımız evlatlarımız. Bunlar iyi niyetli insanlar, hiçbir zaman bilerek Türkiye'ye kötülük yapmazlar, kendilerine her zamanki sevgim bakidir." demiştir.
Erbakan daha önce Erdoğan ve AK Parti'ye karşı sert eleştiriler dile getirdi. Erbakan, Erdoğan'ın Siyonizm'in kasiyeri olduğunu iddia etti ve bir röportajında; "Erdoğan Siyonizm'in kasiyeri oldu. O benim öğrencimdi. Ona yapması gerekenleri söyledim, ama dediklerimi yapmadı." dedi.
2007 Türkiye genel seçimleri döneminde Erbakan, AK Parti'yi ve Erdoğan'ı İsrailci, Amerikancı ve IMF'ci olmakla suçladı. Yaptığı konuşmada; "AKP'ye oy vermek demek İsrail'e oy vermek demek, Amerika'ya oy vermek demek, IMF'ye oy vermek demek." ifadelerini kullandı.
İthaflar
İstanbul'un Ümraniye ilçesinde Prof. Dr. Necmettin Erbakan Kültür Eğitim ve Sosyal Hizmet Merkezi bulunmaktadır. Tokat'ın Turhal ilçesinde Prof. Dr. Necmettin Erbakan Kültür Merkezi bulunmaktadır. Ankara'nın Mamak ilçesinde Prof. Dr. Necmettin Erbakan Kültür ve Kongre Merkezi bulunmaktadır.
İstanbul'un Bağcılar ilçesinde Prof.Dr Necmettin Erbakan Fen Lisesi bulunmaktadır. Sivas'ta Prof. Dr Necmettin Erbakan Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi bulunmaktadır.
Selçuk Üniversitesi'nin bölünmesi ile Konya'daki ikinci devlet üniversitesi olarak kurulan Necmettin Erbakan Üniversitesi'ne de ismi verilmiştir.
Yazdığı kitaplar
- Çetinkaya, Tacettin, (Ed.) (1991). Adil Ekonomik Düzen: Faizsiz Bir Dünya. MGV Yayınları.
- Çetinkaya, Tacettin, (Ed.) (2010). Yeni Bir Dünya ve Adil Düzen. MGV Yayınları.
- Davam: Ne Yaptıysam Allah Rızası için Yaptım. Millî Gazete Yayınları. 2013.
- İslam ve İlim. MGV Yayınları. 2013.
- Çetinkaya, Tacettin, (Ed.) (2016). Darbe: Arkasındakilerle ve Türkiye'nin Kayıplarıyla Darbe. MGV Yayınları.
- Millî Görüş İktidarı Niçin ve Nasıl. MGV Yayınları. 2016.
- İslam Birliği. MGV Yayınları. 2017.



Yorumlar
Yorum Gönder